gitmek, gitmek, gitmek isterim hep

Aylar sonra tumblr’a gireyim dedim ve aşık olacağım geldi ya. Birinin depresyonunun nedeni de salt iç sıkıntısı olsun benim gibi. Hah işte bu diyebileyim. 

seni tanrı bileeğeee affetmeyeceekk !

Kırmızı, gri, mavi, siyah adamlardan bahsetmiştim. Şimdi rengini benim bile bulamadığım çok değişik biri var. Ve o rengi bulduğumda üzüleceğimden deli gibi korkuyorum. N’olur sevdiğim bir renk, mutlu bir sonumuz olsun.

Diyalogdaki salakları bulunuz.
Ben: 37T duraktaysa eğer çok mutlu bir hayatımız olacak.
(37T durakta yoktur.)
Ben: Of ya sen yanımda olmasaydın iptal ederdim totemi. Napıcaz şimdi?
Gizem: Saçmalama durakta değilse mutsuz olucaz diye bir şey demedik ki.
“Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur!” Malcolm X
İÜ’den sevgilerle.

“Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur!” Malcolm X

İÜ’den sevgilerle.

Umut Sarıkaya “Bir evde gündüz ışık yanıyorsa, o evde mutsuzluk vardır.” demişti.

Ben şu sıralar uyandığımda hem televizyon, hem bilgisayar, hem de ışıklar açık oluyor. Söyleyeceklerim bu kadar.

Kırmızı bir adam.

İnsanları sınıflandırırken bu aklına gelmemişti hiç. Şimdi dönüp bakınca daha iyi anlıyorsun.

Eskişehir’e birlikte gittiğimiz adam griydi mesela. Yanındaki sırada oturan da öyle. İki sene boyunca saçlarının alnındaki hareketlerini dahi çözdüğün adama da gri diyebilirsin.

Otobüslerde, vapurlarda. Sokak ortalarında. Ya da sigara içerken fotoğrafını çeken. Galata’da kedi beslerken seni izleyen. Galata’da şarap içerken seni dinlemeyen.

Hepsi ya gri ya siyah oluyorlardı. Mavi olanla evleneceksin zaten. Ona daha sonra geleceğiz.

Ama kırmızı adama ne demeli? 

Kırmızı adam hayatına girdi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Lanet olsun. Bir kitap okudun ve hayatın değişti. Artık köprücük kemiğinde bir martı besliyorsun. 

Kırmızı adamlar böyledir herhalde. Onlar şu an yataklarında mışıl mışıl uyuyorlardır sanırım. Onlar şimdi yanlarında güzel bir kadınla yataklarında mışıl mışıl uyuyorlardır sanırım.

Güzel kadınlar çok güzeller. Kırmızı adamlar çok güzeller.

Allah kahretsin, o kırmızı adama değen çirkin kadını ne yapacağız peki? Olmuyor işte. Beceremiyor. Olmuyor. Çok insan tanıyor. Çok insan seviyor. Az insanla sevişiyor. Ama nasıl oluyorsa olmuyor. Zor geliyor. İmkansız geliyor. Farkındalık çok boktan geliyor. Yaşanmışlık berbat kokuyor. Kaldırımlar bizi bekliyor. Gün batımları için henüz o kadar önemli değiliz. Ama çiçek satan teyze hala orada, o deniz kıyısında bizi bekliyor.

Kadın güzel anılar biriktiriyor. Hiçbiri yaşanmamış güzel anılar biriktiriyor. Hepsi adamı bekliyor. Hayır hiçbiri adamı beklemiyor. Kadın çişini tutuyor. Kadın kasıkları acıdan onu ağlatana kadar çişini tutuyor. Alkol vücudunda hep kalsın istiyor. Belki diyor kadın. Belki yine o duşa sokar beni, kahveyi o yapar. Saçlarımı kurular. Belki ne hüzünlü bir kelime diyor kadın. Hüzünlü bir cumartesi kadar hüzünlü. 

Belki.

Belki.

Kendime not: Kırmızı bir adam hakkında çok şey var kafanda, yaz onları işte.

Ankara’dayım. 2 gündür evde tekim. Hamur işleri falan. Of çok mutsuzum ya. Filmden görüntüleri izlerken ağlıyorum.